23 Nisan 2013 Salı

                     GİTMEK İSTİYORUM

   Rüyalarımı bir ben biliyorsam, anılarımı sakladığım yerlerinden çıkarıp bulabilecek tek kişi bensem, öldükten sonra benden başkası olmayacaksa yanımda; şimdi de öyle yalnız kalmalıyım. Doğrusu da bu zaten; "ben yalnızım". Bu kadar acı "tek kişilik" ise o kişi düpedüz yalnızdır...Acı; gel, çek.
   Öteki olduğumda eylemlerim daha fazla bana ait...onlar diğerlerinin eylemleri olduğu zaman...öteki olduğumda; kendimi bırakıp, kendimi diğerlerinin içinde ararım, var olmayanların içinde. Eğer yoksam; diğerleri bana tüm varlıklarını verir; ki hayır orada ben yokum. Oysa "biz" her zaman biziz. Hayat öteki; her zaman orada daha uzakta; her zaman senin ve benim ötemizde bir ufuk...ve yüzümüzde icat edilen bir maskeden ibaret sadece; bizi yabancı ve ölü kılan.
   Düşündüğüm her kelimeye ayrı anlamlar yüklesem de kurduğum her cümlede olgusunu yitiriyor. Susuyorum. Nasıl bir arka fonu var ki hayatın; yedi ana renk betimlemeye çalışsa da hep siyah bazen de bir adım ötesi gri...ve bilinmeyen bir siluetten ibaret; her zaman burada karanlık...
   Güneş gözlerimin içinde olmasına rağmen henüz yanaklarıma dokunan gözyaşlarımın buharlaşması...Gölgem uzandığım yerleri yiyor...Rüya görmek, bağırmak, düşmek ve bir sonraki güne uyanmak nereye gidersem gideyim hep aynı...her zaman burada karanlık...Bir yer arıyorum; uzakta bir yer. Nerede bilmiyorum; senden uzakta, benden uzakta..
   Sözler canını yakıyorsa, suskunluk;öldürüyorsa, realite; gittikçe kurguya dönüşüyorsa, sesler; bir türlü bütünleşip melodi olamıyorsa, en güzel sandığın notalar; detoneliği aratmıyorsa, gerçek olamıyorsan, sahip olamıyorsan; her şey anlamsız...Tabiattaki renkler, en hisli cümleler, en büyük yürekler acıtıyor...Boşluğun her bir parçası; tenine batıyor.

                                                      23.04.2013
                                                      İstanbul